• Telefon: +90 850 302 35 70
  • info@glintnedir.com

Çevreyi KİRLETİYORUZ!

Hepimiz yere atılan sakızların kuşların gagalarına yapışıp canlarına mal oldukları gibi efsaneleri duymuşuzdur, hatta birçoğumuzun yere çöp atma alışkanlığını terk etmesinin sebepleri arasında bu gibi efsaneler bulunur; ancak maalesef bulunduğumuz dünyada bizle beraber yaşayan ve hatta hayatta kalmamızı sağlayan hayvanlara verdiğimiz zararlar saymakla bitmiyor.

 

Çin, yol açtığı hava kirliliğini temzileyebilmek için geçtiğimiz yıllarda başladığı çalışmalara günümüzde de devam ediyor. Biz henüz bu sıkıntılardan Çin kadar muzdarip değiliz; ancak sizce de giderek artan bir ivme ile kendi sonumuzu hazırlamıyor muyuz?

 

Bilinçsizce sanayileşen ülkeler, yaşamımıza en büyük zarar veren etmenler arasındalar. Üstelik, bizlerin bu durumu tersine çevirme girişimlerimizi de baltalıyorlar. Üretimden temizliğe kadar kullanılan kimyasallar, soluduğumuz havanın solunabilir, yaşadığımız dünyanın yaşanılabilir olmasını sağlayan yegane etmenlerden biri olan ağaçları olumsuz etkiliyor. Hayvanların ve insanların olduğu gibi, ağaçların de belirli yaşam alanları ve standartları var; ancak yine bizim sebep olduğumuz küresel ısınma sebebiyle, ihtiyaç duydukları standartlara sahip alanlar azalmakta ve daralmakta.

 

 

Atıkların zararları

Yaşam alanlarını kısıtlıyor ve daraltıyor oluşumuz bir yana, şehirlerde yaşamaya ayak uydurmayı başarmış olanları dahi kullandığımız kimyasallarla zehirliyoruz. Temizlik için kullandığımız ürünlerin insan sağlığına olan zararları yok sayılamayacak kadar ciddi olduğu halde umursanmıyor iken, küçük dostlarımıza verdikleri zararları düşünmüyoruz dahi. Kimyasal üretimi sonucu fabrika bacalarından çıkan dumanların sebebiyet verdiği hava zehirlenmesi sadece bizleri etkilemiyor. Temizlik için kullandığımız ürünleri su ile karıştırıyor, işimiz bitince denize boşaltıyoruz; ancak birçok su canlısının ölümünün sebebi olduğunu henüz bilmiyoruz, ya da farkında değiliz. Oysa dünyanın yaşanılabilir bir yer olmayı sürdürmesini istiyorsak, artık verdiğimiz zararı fark etmeliyiz.

 

Kimyasaldan doğala geçiş artık bir trend ya da lüks değil, zorunluluk. Küçük dostlarımızı, ağaçlarımızı ve dünyamızı düşünmek zorundayız! Zararları birçok çalışma ile ispatlanmış olmasına rağmen kişisel ve muhitsel temizliğimizde kimyasalları kullanmaya devam ediyor oluşumuz, geri dönüşü olmayacak duruma gelmek üzere olan bir hata. Bu hatadan dönmeli ve artık doğalı, doğal olanı ve deoğal olandan imal edilenleri tercih etmeliyiz.